Kırık Kalem

Kırık Kalem

...

Hayaletim

15/12/2008

Yağmur tüm sıcaklığıyla düşerken yanaklarıma, rüzgâr tanıdık bir koku getiriyor. Derin bir nefes alıp hapsediyorum kayıp zamanlarımın tatlı hatıralarını; yorgun yıkıntılarımın arasında fark edilmeyen sevgilerimin arasına.

 

 Neden sıcak yağmur diye sormuyorum. Yağmurun tadı tuzlu muydu?  Yağmur yukardan mı geliyor yoksa gözlerimdeki bir sızıntı mı? Ayırt edemiyorum, etmek istemiyorum aslında.

 

Hatıralar… Sinsi bir şeytan gibi esir alırken vaktimi; mantığım bağırıyor kapatıldığı yerden. Çığlık çığlığa, haykırıyor, duyan yok oysa. Biliyor doğru olanı ama duyan yok! Duymak isteyen yok!

 

Gözlerim doluyor önce. O tatlı kokuyu getiren rüzgâr kıyamıyor olsa gerek. Gözyaşlarımı kurutmak için beyhude esiyor. Saçlarımı dağıtıyor sadece. Silemediği tek damlayı uzağa taşımayı amaçlıyor bu sefer, başaramıyor yine. Kayboluyor, her bilgenin kaybolduğu zamansızlıkta.

 

Yaprak kımıldamıyor artık. Ne güneş var gökyüzünde ne ay yoldaş oldu yalnızlığıma. Tek başıma bile değilim aslında. Tek başıma kalmayı bile beceremiyorum. Her şey boş geliyor bir süre sonra. Düşündüğüm, hatırladığım ve özlediğim için boş. Boş olduğunu bile bile vazgeçmediğim için boş.

 

Baktığı halde görmeyen gözlerim sisleniyor önce. Çıkıyorum derin arşivlerinden hatıra defterimin. Kendime geldiğimde bana baktığını fark ediyorum. Ne zamandır orda? Ne zamandır buradayım? Bana bakıyor oysa. Gülümsüyor. Alay mı var gülümsemesinde? Hangi cüretle? Bana ait topraklarda, bana ait bir köle… Nasıl gülebilir böyle? Bir süre sonra ayırıyorum gözlerimi gözlerinden.

 

Azad et ruhunu diyor. Ona bakmadan cevap veriyorum. Hayır ! güneş doğmaya başlıyor. Yavaşça adımlıyorum bir zamanlar yeşil olan toprakları. Onları hapsedemezsin diyor. Öyle san diyorum. Oysa biliyorum, hapsedemiyorum. Çıkar gömdüğün yerden artık. Bak hayaletleri dolaşıyor kalbinde.

 

Alay etme sırası bende. Belki de istediğim budur diyorum.Yine yalan söylüyorum oysa. Her seferinde esirleri olduğumu bile bile bırakmıyorum onları.

Bazen diyor. Bazen yanılırız. İnanırız, değişmeyecek sanırız. Ruhun boşluğunu doldurduğumuzu sanırız. Haklı olmasından nefret ediyorum. Biliyor beni yenmeye başladığını. Devam ediyor ateşe.Öldüm, öleceğim.  Hatalı değildim diyorum bu sefer bir damla kayboluyor çenemin altında. Biliyorum diyor. Gülümsüyorum, gülümsüyor.

 

El ele çıkıyoruz ıssız topraklardan. Geriye dönüp baktığımda yeniden yeşerdiğini görüyorum. Bu sefer daha sıkı tutuyor elimi. Kalırsan yeniden kurur…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
0 yorum yazilmistir
- Sonraki »