![]()
![]()
“Güneşin ayla kavga ettiği bir dünyaymış orası. Öncelik kavgası açmış aralarını… Zaman anlatmaya çalışmış gece ile gündüzün tamamlayıcılığını. Ama dinlememişler onu.
Sen yaptın bizi böyle !
Kinlerini zamana kusmuşlar. Aldığı senelerden çaldığı ömürlerden bahsetmişler. Kovmuşlar zamanı aralarından…
O gün, o saniye lanetlenmiş saatler. Zaman kızmış, öfkesi yıldızları korkutup kaçırmış. Ay pişman olmuş söylediklerine. Güneş af dilemiş zamandan. Ama kızmış bir kere zaman. Lanetlemiş geceyi ve gündüzü. Lanetlemiş güneşi ve ayı…
Lanetlemiş ve gitmiş. Bir daha gören olmamış zamanı… Her günü sıfırdan başlatmış zaman. Bir öncekini silerek ilerlemiş. Her gün yeni bir hayat… Dünü hatırlamadan ve yarını düşünmeden. Her gün yeni bir hayat…”
“Bu masalı seviyorum baba” dedi küçük kız yıldızlara bakmayı sürdürerek.
“Biliyorum” diye cevap verdi babası. “Sen hep garip şeyleri seversin zaten” güldüler.
Baba kız eve doğru ilerlerken bir yıldız kaydı gökyüzünden…
“Bir masaldı bu… Zamanın kaybolduğu bir dünyanın masalı… Her gün ve her gece…
Yeniden ve yeniden… Her gün ve her gece… Yeniden başlar zaman, sıfırdan başlar hayat…
Her gün yeni bir hayat… Hatırlanmaz dün kim olduğun. Nerde yaşadığını bilemezsin. Her gün yeniden doğarsın.
Zaman unutturmaz laneti insanlara. Bilerek uyanırlar yeni hayatlarına. Biliyorlardır dünle ilgili hiçbir şey hatırlayamayacaklarını. Biliyorlardır bugün hayattır; dünsüz ve yarınsız. Güneş her doğuşta siler bir önceki doğuşun hatıralarını… Zamanın kaybolduğu bir dünyanın masalı bu…”
Devam edecek…
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yağmur tüm sıcaklığıyla düşerken yanaklarıma, rüzgâr tanıdık bir koku getiriyor. Derin bir nefes alıp hapsediyorum kayıp zamanlarımın tatlı hatıralarını; yorgun yıkıntılarımın arasında fark edilmeyen sevgilerimin arasına.
Neden sıcak yağmur diye sormuyorum. Yağmurun tadı tuzlu muydu? Yağmur yukardan mı geliyor yoksa gözlerimdeki bir sızıntı mı? Ayırt edemiyorum, etmek istemiyorum aslında.
Hatıralar… Sinsi bir şeytan gibi esir alırken vaktimi; mantığım bağırıyor kapatıldığı yerden. Çığlık çığlığa, haykırıyor, duyan yok oysa. Biliyor doğru olanı ama duyan yok! Duymak isteyen yok!
Gözlerim doluyor önce. O tatlı kokuyu getiren rüzgâr kıyamıyor olsa gerek. Gözyaşlarımı kurutmak için beyhude esiyor. Saçlarımı dağıtıyor sadece. Silemediği tek damlayı uzağa taşımayı amaçlıyor bu sefer, başaramıyor yine. Kayboluyor, her bilgenin kaybolduğu zamansızlıkta.
Yaprak kımıldamıyor artık. Ne güneş var gökyüzünde ne ay yoldaş oldu yalnızlığıma. Tek başıma bile değilim aslında. Tek başıma kalmayı bile beceremiyorum. Her şey boş geliyor bir süre sonra. Düşündüğüm, hatırladığım ve özlediğim için boş. Boş olduğunu bile bile vazgeçmediğim için boş.
Baktığı halde görmeyen gözlerim sisleniyor önce. Çıkıyorum derin arşivlerinden hatıra defterimin. Kendime geldiğimde bana baktığını fark ediyorum. Ne zamandır orda? Ne zamandır buradayım? Bana bakıyor oysa. Gülümsüyor. Alay mı var gülümsemesinde? Hangi cüretle? Bana ait topraklarda, bana ait bir köle… Nasıl gülebilir böyle? Bir süre sonra ayırıyorum gözlerimi gözlerinden.
Azad et ruhunu diyor. Ona bakmadan cevap veriyorum. Hayır ! güneş doğmaya başlıyor. Yavaşça adımlıyorum bir zamanlar yeşil olan toprakları. Onları hapsedemezsin diyor. Öyle san diyorum. Oysa biliyorum, hapsedemiyorum. Çıkar gömdüğün yerden artık. Bak hayaletleri dolaşıyor kalbinde.
Alay etme sırası bende. Belki de istediğim budur diyorum.Yine yalan söylüyorum oysa. Her seferinde esirleri olduğumu bile bile bırakmıyorum onları.
Bazen diyor. Bazen yanılırız. İnanırız, değişmeyecek sanırız. Ruhun boşluğunu doldurduğumuzu sanırız. Haklı olmasından nefret ediyorum. Biliyor beni yenmeye başladığını. Devam ediyor ateşe.Öldüm, öleceğim. Hatalı değildim diyorum bu sefer bir damla kayboluyor çenemin altında. Biliyorum diyor. Gülümsüyorum, gülümsüyor.
El ele çıkıyoruz ıssız topraklardan. Geriye dönüp baktığımda yeniden yeşerdiğini görüyorum. Bu sefer daha sıkı tutuyor elimi. Kalırsan yeniden kurur…
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı